Görevli olarak gittiğim Pakistan adlı muhteşem dost ve kardeş ülkede aklıma gelip de yazabildiklerim...
Pakistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pakistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Temmuz 2011 Cuma
16 Şubat 2011 Çarşamba
Ay takvimi
ufak not,
hilal görmek biraz sıkıntılı burada, sebebi de sanırım rüyet-i hilal komitesinin başı olan Shaykh-ul-Islam Dr.Tahir-ul-Qadri.
resmini ekte yolluyorum.
kurban bayramını da 2 gün geç başlatmışlardı. gerçi yine görememişlerdi ama utandılar sanırım ve artık tamamdır diyerek "hadi Eid Mubarak" dediler en sonunda...
Görememesi çok doğal bence :)
Melaba 3 (yazıyla üç)
16 Ocak 2011 Pazar
Hangisi daha önemli? Elektrik mi, yoksa su mu?
Saçma bir soru gibi gelebilir bu ilk bakışta. Mesela Ankaralılar bilirler, suyun kesilmesi çok kötüdür, oysa ki herkes bilir ki elektrik kesilmesi çok daha kötüdür, çünkü bilgisayar başındayken elektrikler kesildiğinde insanın canı sıkılır ve televizyon seyrederek elektrik kesintisinin geçmesini beklemek ister, ama mümkün değil tabi.
Etrafımızdaki bunca şey elektrikle çalışırken elektrik çok daha önemlidir değil mi? Ama biz su kesintisine daha çok tepki gösteririz, çünkü yazın sıcağında sular kesilmişse her türlü elektrikli alet çalışırken pis pis oturmak kimseyi mutlu etmez, halbuki elektrik kesintisi dediğin olsun olsun bir saat kadar sürsündür.
Sanırım önemli olan kesintinin süresi. Ne kadar kısa o kadar iyi tabi ki, ama bir kesintiye tahammül sınırı nedir, ne olmalıdır?
Dost ve Kardeş ülke Pakistan'ın başkenti olan İslamabad'da dahi günde 4-5 kez birer saatlik elektrik kesintileri olmakta, ama çok şükür su kesilmiyor. Bir süre sonra insan alışıyor tabi, çünkü İslamabad dışındaki çoğu yerde elektrik sadece birkaç saat boyunca var, şükretmeyi öğreniyor insan bir yerden sonra, çünkü İslamabad dışındaki çoğu yerde içme suyu da sadece kuyu suyu olarak bulunuyor, o da şanslı yerlerde. Hala, 2011 yılında bile, hala insanlar çukurlarda su biriktirip oradan su içiyorlar.
Bunun müsebbibi ise elektrik yetersizliği bence. Eğer elektrik olsaydı -ki bu aslında aynı zamanda hidro elektrik santralleri anlamına da gelecektir Pakistan'da-, insanlar suya da kavuşacaktı. Sadece hidroelektrik santralleri olarak bakmıyorum, bildiğimiz su kuyularının pompaları türbinleri de elektrikle çalışıyor ne yazık ki, insan istiyor ki alternatif bir enerji olsun, elektriğe muhtaç olmasın kimse, ama şu an elektrikle çalışıyor çoğu pompa ve türbin.
Bir sonuca varmam gerekirse:
Bence de su kesintisi kesinlikle daha kötü, insan elektriksiz yaşar ama temizlik olmadan yaşaması mümkün değil, yani elektriksizlik öldürmüyor ama susuzluk öldürüyor cidden. -özellikle Pakistan şartlarında-
Ama susuzluğun sebebinin de elektriksizlik olduğunu göz önünde bulundurduğumuz zaman, Pakistan'ın asıl sorununun susuzluk değil elektriksizlik olduğunu anlıyoruz.
Benim bu sonucu farkına varmamı sağlayan dost ve kardeş ülke Pakistan'a teşekkürü bir borç bilirim.
-11 Aralık 2010'da başlayıp henüz bitirebildiğim yazı-
Etrafımızdaki bunca şey elektrikle çalışırken elektrik çok daha önemlidir değil mi? Ama biz su kesintisine daha çok tepki gösteririz, çünkü yazın sıcağında sular kesilmişse her türlü elektrikli alet çalışırken pis pis oturmak kimseyi mutlu etmez, halbuki elektrik kesintisi dediğin olsun olsun bir saat kadar sürsündür.
Sanırım önemli olan kesintinin süresi. Ne kadar kısa o kadar iyi tabi ki, ama bir kesintiye tahammül sınırı nedir, ne olmalıdır?
Dost ve Kardeş ülke Pakistan'ın başkenti olan İslamabad'da dahi günde 4-5 kez birer saatlik elektrik kesintileri olmakta, ama çok şükür su kesilmiyor. Bir süre sonra insan alışıyor tabi, çünkü İslamabad dışındaki çoğu yerde elektrik sadece birkaç saat boyunca var, şükretmeyi öğreniyor insan bir yerden sonra, çünkü İslamabad dışındaki çoğu yerde içme suyu da sadece kuyu suyu olarak bulunuyor, o da şanslı yerlerde. Hala, 2011 yılında bile, hala insanlar çukurlarda su biriktirip oradan su içiyorlar.
Bunun müsebbibi ise elektrik yetersizliği bence. Eğer elektrik olsaydı -ki bu aslında aynı zamanda hidro elektrik santralleri anlamına da gelecektir Pakistan'da-, insanlar suya da kavuşacaktı. Sadece hidroelektrik santralleri olarak bakmıyorum, bildiğimiz su kuyularının pompaları türbinleri de elektrikle çalışıyor ne yazık ki, insan istiyor ki alternatif bir enerji olsun, elektriğe muhtaç olmasın kimse, ama şu an elektrikle çalışıyor çoğu pompa ve türbin.
Bir sonuca varmam gerekirse:
Bence de su kesintisi kesinlikle daha kötü, insan elektriksiz yaşar ama temizlik olmadan yaşaması mümkün değil, yani elektriksizlik öldürmüyor ama susuzluk öldürüyor cidden. -özellikle Pakistan şartlarında-
Ama susuzluğun sebebinin de elektriksizlik olduğunu göz önünde bulundurduğumuz zaman, Pakistan'ın asıl sorununun susuzluk değil elektriksizlik olduğunu anlıyoruz.
Benim bu sonucu farkına varmamı sağlayan dost ve kardeş ülke Pakistan'a teşekkürü bir borç bilirim.
-11 Aralık 2010'da başlayıp henüz bitirebildiğim yazı-
14 Ocak 2011 Cuma
Pakhto veya Paştuca veya sanırım Peştunca
Geçen gün TRT'de Khyber Pakhtunkhwa'ya Hayder Peştunya dediklerini duyunca cinlerim tepeme çıktı. Siz nasıl olur da yılların Khyber Pakhtunkhwa'sına Hayder Peştunya dersiniz diye içimden ve hatta dışımdan geçirirken aslında Khyber Pakhtunkhwa (bundan sonra kısaca KPK olarak bahsedilecektir) isminin de North West Frontier Province (bundan sonra kısaca NWFP olarak bahsedilecektir) olarak değiştirildiği aklıma geldi, sonra dedim ki, zaten hiç bir Patan KPK veya NWFP olarak bahsetmez bu yerlerden, onlar için oralar hep "Serhad"dır (bundan sonra kısaca Serhad olarak bahsedilecektir).
Patan demişken, ben Afganistan'daki Patan ilinden veya Gujarat'taki Patan ilinden de bahsetmiyorum.Patan dediğim Serhad'da yaşayan seçkin, zeki, sağlıklı ve ahlaklı bir etnik grup. Tamam hepsini uydurdum ama Patan diye bir grup var, ve geç de olsa Pakistan'da herkesin onlarla dalga geçtiğini, hatta artık bu şakalardan pek hoşlanmadıklarını öğrendiğimde bildiğim bir kaç kelimelik Urdu ile "Me Patan, me Patan" diye dolanıyordum bile...
Patanlara göre kendileri yiğit mert ve zekiler. Pakistan'ın geleceği onlar ve Serhad ilinde yaşıyorlar. Dilleri de Paştu. ya da Pakhto, veya Paştuca veya Paştunca. Bu dil ile ilgili de bir sürü etnik kökenli fıkra var ama bunları anlatmayacağım.
Urdu dilini tüm halkın %20si biliyorken, ben nasıl olur da bir Patan olarak kendi dilim olan Pakhto dilini bilmem dedim, sonra da Urdu eğitimimi yarıda keserek Pakhto öğrenmeye başladım. İlk gün öğrendiğim kelimeleri de buraya not ediyorum: raşa, za, bas. yani gel git dur. Hayatımı idame ettirebilmek için yeterli bir kelime hazinem var. ya da haznem. Çok darda kalırsam diye de "oborora" yani "su getir" demeyi de aklımın bir köşesinde tutuyorum.
Sanırım şu andan itibaren Pakistan halkının %80'inden fazlasıyla anlaşabilecek konuma geldim. Emeği geçenlere çok teşekkür ederim.
Patan demişken, ben Afganistan'daki Patan ilinden veya Gujarat'taki Patan ilinden de bahsetmiyorum.Patan dediğim Serhad'da yaşayan seçkin, zeki, sağlıklı ve ahlaklı bir etnik grup. Tamam hepsini uydurdum ama Patan diye bir grup var, ve geç de olsa Pakistan'da herkesin onlarla dalga geçtiğini, hatta artık bu şakalardan pek hoşlanmadıklarını öğrendiğimde bildiğim bir kaç kelimelik Urdu ile "Me Patan, me Patan" diye dolanıyordum bile...
Patanlara göre kendileri yiğit mert ve zekiler. Pakistan'ın geleceği onlar ve Serhad ilinde yaşıyorlar. Dilleri de Paştu. ya da Pakhto, veya Paştuca veya Paştunca. Bu dil ile ilgili de bir sürü etnik kökenli fıkra var ama bunları anlatmayacağım.
Urdu dilini tüm halkın %20si biliyorken, ben nasıl olur da bir Patan olarak kendi dilim olan Pakhto dilini bilmem dedim, sonra da Urdu eğitimimi yarıda keserek Pakhto öğrenmeye başladım. İlk gün öğrendiğim kelimeleri de buraya not ediyorum: raşa, za, bas. yani gel git dur. Hayatımı idame ettirebilmek için yeterli bir kelime hazinem var. ya da haznem. Çok darda kalırsam diye de "oborora" yani "su getir" demeyi de aklımın bir köşesinde tutuyorum.
Sanırım şu andan itibaren Pakistan halkının %80'inden fazlasıyla anlaşabilecek konuma geldim. Emeği geçenlere çok teşekkür ederim.
Etiketler:
Khyber Pakhtunkhwa,
Pakhto,
Pakistan,
Pashto,
Peshawar
25 Kasım 2010 Perşembe
Kaç Kişiyiz?
Önce verileri sıralayım:
1) Pakistan'ın nüfusunun yaklaşık 180 milyon olduğu söyleniyor.
2) Punjab eyaletinde söylenen istatistiklere göre bir ailede ortalama 7.3 kişi yaşıyor.
3) Gittiğimiz yerde bir evde ortalama yaklaşık 4 ailenin kaldığını kendim müşahede ettim.
4) Köyün muhtarına -elder of the village- "Burada kaç hane var?" diye sorduğumda 150 hane olduğunu söyledi.
5) Aynı kişiye "Burada kaç aile yaşıyor?" diye sorduğumda yaklaşık 500 aile olduğunu söyledi.
6) Üşenmedim ve ufak köyün hanelerini saydığımda 200den fazla ev bulunduğunu farkettim.
7) Girdiğim bir evde yaşayan ailedeki sadece büyük küçük erkekleri ve 8 yaşından küçük kız çocuklarını saydığımda 12 kişi olduklarını gördüm.
8) Bize yaklaşık 1500 kişinin yaşadığı söylenen köyde en az 5000 (beşbin) kişinin yaşadığını düşünmekteyim.
9) Ayrıca çevre ülkelerden -tamam, Afganistan-, çok fazla göç aldıklarını, sadece çalışmak için değil, aynı zamanda göçmen veya mülteci olarak da bir çok insanın kayıt dışı olarak bu ülkede bulunduklarını da tespit ettim.
10) Bir çok köye ilk giden yetkililerin bizimle birlikte gittiklerini de öğrendim.
11) Nüfus sayımını yapan insanlarla ilgili ciddi şüphelerim var.
12) Türkiye'de iki şehir arasında epeyce boş alan vardır, yol kenarında köy görmek çoğu zaman mümkün değil, ama şu ana kadar bir şehirden başka bir şehire geçerken bile boş yer göremedim, hep evler vardı.
13) Çoğu yaşlı amcanın 25 kilometre uzaklıktaki kent merkezi diyebileceğimiz biraz daha gelişmiş yerlere bile gitmediğini, bir çok kişinin köyden hiç çıkmadan vefat ettiğini, para görmeyen ve yaşamını değiş-tokuş ile idame ettiren insanların varolduğunu ve bir çok insanın nüfus cüzdanı sahibi olmadıklarını da kişisel olarak tespit ettim.
Sonuç mu?
Bence bu ülkede en az 250000000 (ikiyüzelli milyon) kişi yaşamakta.
1) Pakistan'ın nüfusunun yaklaşık 180 milyon olduğu söyleniyor.
2) Punjab eyaletinde söylenen istatistiklere göre bir ailede ortalama 7.3 kişi yaşıyor.
3) Gittiğimiz yerde bir evde ortalama yaklaşık 4 ailenin kaldığını kendim müşahede ettim.
4) Köyün muhtarına -elder of the village- "Burada kaç hane var?" diye sorduğumda 150 hane olduğunu söyledi.
5) Aynı kişiye "Burada kaç aile yaşıyor?" diye sorduğumda yaklaşık 500 aile olduğunu söyledi.
6) Üşenmedim ve ufak köyün hanelerini saydığımda 200den fazla ev bulunduğunu farkettim.
7) Girdiğim bir evde yaşayan ailedeki sadece büyük küçük erkekleri ve 8 yaşından küçük kız çocuklarını saydığımda 12 kişi olduklarını gördüm.
8) Bize yaklaşık 1500 kişinin yaşadığı söylenen köyde en az 5000 (beşbin) kişinin yaşadığını düşünmekteyim.
9) Ayrıca çevre ülkelerden -tamam, Afganistan-, çok fazla göç aldıklarını, sadece çalışmak için değil, aynı zamanda göçmen veya mülteci olarak da bir çok insanın kayıt dışı olarak bu ülkede bulunduklarını da tespit ettim.
10) Bir çok köye ilk giden yetkililerin bizimle birlikte gittiklerini de öğrendim.
11) Nüfus sayımını yapan insanlarla ilgili ciddi şüphelerim var.
12) Türkiye'de iki şehir arasında epeyce boş alan vardır, yol kenarında köy görmek çoğu zaman mümkün değil, ama şu ana kadar bir şehirden başka bir şehire geçerken bile boş yer göremedim, hep evler vardı.
13) Çoğu yaşlı amcanın 25 kilometre uzaklıktaki kent merkezi diyebileceğimiz biraz daha gelişmiş yerlere bile gitmediğini, bir çok kişinin köyden hiç çıkmadan vefat ettiğini, para görmeyen ve yaşamını değiş-tokuş ile idame ettiren insanların varolduğunu ve bir çok insanın nüfus cüzdanı sahibi olmadıklarını da kişisel olarak tespit ettim.
Sonuç mu?
Bence bu ülkede en az 250000000 (ikiyüzelli milyon) kişi yaşamakta.
12 Kasım 2010 Cuma
Punjab
Pencap evet.
Pencap'ta Punjabi, yani Pencabi dili konuşulmakta. Anlamadığım bir dil daha, olsun, anlamak gereksiz zaten, önemli olan anlaşmak.
Pencap, Penç=5 ve Ab=Su, yani 5su, yani 5 tane suyun birleşimi demek.
Bunlar bildiğim kadarıyla Ravi, Jehlum, Sutlej ve Indus ve Chenab nehirleri. Hepsi Pencap'ı bölen nehirler, yani taştıkları an tüm Pencap su altında kalıyor, ve dağlık değil tepelik bir arazi bile bulunmadığı için heryer bir anda denize dönüşüyor.
Pencap diğerlerine nazaran daha gelişmiş bir eyalet. Bu Lahor'dan anlaşılabiliyor. Pencap Pakistan'ın en kalabalık eyaleti, nüfusun %56'sı bu eyalette yaşıyor. Henüz test edemedim ama galiba Pakistan'ın en gezilebilir yeri de burası olsa gerek. Lahor ile İstanbul kardeş şehirlermiş.
Allah'ım nasıl kalabalık anlatamam, köyler bile...
Pencap'ta Punjabi, yani Pencabi dili konuşulmakta. Anlamadığım bir dil daha, olsun, anlamak gereksiz zaten, önemli olan anlaşmak.
Pencap, Penç=5 ve Ab=Su, yani 5su, yani 5 tane suyun birleşimi demek.
Bunlar bildiğim kadarıyla Ravi, Jehlum, Sutlej ve Indus ve Chenab nehirleri. Hepsi Pencap'ı bölen nehirler, yani taştıkları an tüm Pencap su altında kalıyor, ve dağlık değil tepelik bir arazi bile bulunmadığı için heryer bir anda denize dönüşüyor.
Pencap diğerlerine nazaran daha gelişmiş bir eyalet. Bu Lahor'dan anlaşılabiliyor. Pencap Pakistan'ın en kalabalık eyaleti, nüfusun %56'sı bu eyalette yaşıyor. Henüz test edemedim ama galiba Pakistan'ın en gezilebilir yeri de burası olsa gerek. Lahor ile İstanbul kardeş şehirlermiş.
Allah'ım nasıl kalabalık anlatamam, köyler bile...
Etiketler:
Khyber Pakhtunkhwa,
Pakhto,
Pakistan,
Pashto,
Peshawar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
